19 yüzyıl ve 20 yüzyılın ilk yarısında tasarruf etme fikri ön plandaydı. 20 yüzyılın ikinci yarısı ve yüzyılımızda tüketim ve tüketen insan öne geçti. Bunu kapitalizm, bilinçli bir yönlendirme ile yaptı. Amaç, geri kalmış -bırakılmış-bıraktırılmış ülkelerin kaynaklarını kendilerine aktarmak, zenginliklerine daha fazla zenginlik katmaktı. Bunda da başarılı oldular. Yarattıkları korkular, verdikleri koşullu krediler ve yardımlar, eğitimler, istihbarat örgütlerini, güvenlik kuvvetlerini ve orduyu ele geçirmeler, dini kullanmalar, güdümlü iktidarlarla vb. kalkınmakta olan ülkelerin ağır sanayilerini kurmalarını engellediler; şimdi de bilgi çağını yakalamalarına mani oluyorlar.

Sanayi devrimini kaçıran, bilgi çağını yakalayamayan Ülkemiz, şimdi bunların sıkıntılarını çekiyor. Son yıllarda kredi ve borçlanmaya dayalı tüketim modelinin uygulanmasıyla Ülkemize ucuz döviz geldi, kredi faizleri düşük tutuldu, tarım ihmal edildi, ithalat kolaylaştı, kredi kartlarının kullanımı arttı, inşaat sektörü büyüdü, esnaf desteklenmedi, her yer AVM oldu.

TÜİK'in 2017 yılı rakamlarına göre, 54.572.000 vatandaşımız borçlu. İşsizlik oranı 2018 yılı Haziran döneminde yüzde 10.27'ye yükseldi. Çok önem verilen inşaat sektöründe konut satışları, Ağustos ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 12.5 azalırken, ipotekli satışlarda düşüş yüzde 67.1 oldu. Konut stoku arttıkça arttı. Ağustos ayında yıllık enflasyon yüzde 17.90 olarak belirlendi.

Ülkemizin dış borcu 453.2 milyar dolar. Bu borcun bir yıl içinde 226 milyar dolarının ödenmesi, dolayısıyla Ülkemize ayda 19 milyar dolar girmesi gerekiyor.

Bir ara 7.00 liraya dayanan ABD Dolarının kuru, 6.00 - 6.50 TL civarında dolaşıyor.

Tanınmışları da dahil çok sayıda firma, peş peşe konkordato istiyor ve iflas ediyor.

Bu borçlar nasıl ödenecek? Dövizle ödenecek. Peki ne yapmamız lazım? Döviz bulmamız gerekiyor. Bunun için de daha çok mu borçlanacağız? Evet daha çok borçlanacağız ve kurlar da devamlı arttığına göre, döviz almak için daha fazla Türk Lirası vermemiz gerekecek. Sonuçta da borç borçla ödenemeyeceğinden, kemer sıkmamız, harcamalarımızı azaltmamız, tasarruflarımızı artırmamız, üretime dönük yatırım ve ihracat yapmamız şart.

Kurtuluş umudu görüyor musunuz? Harcamalarımızı azaltıcı, tasarrufu çoğaltıcı ve üretimi artırmaya yönelik politikalarımız var mı? Politikalardan vazgeçtik; hiç olmazsa bu alanlarda çabalarımız var mı?

Yok. Sanayimiz zor durumda, Sanayicilerimiz dertli. İşten çıkarmalar başladı. Tarım çökmüş durumda. Devletin sosyal yardımları olmasa, alt gelir seviyesindeki vatandaşlarımız geçinemeyecek.

Sonuç; yoksulluğun daha artması.

Tasarruf mu? O da ne? Devletimizin en üst yöneticileri itibarda tasarruf olmaz diyerek harcamaları artırma peşinde.

Halbuki 2. Dünya Savaşı sırasında İngiltere Kraliyet Ailesi, halkla aynı koşulları paylaşmış; Kraliçe II. Elizabeth, orduda kamyon şoförlüğü yapmıştı.

Yöneticilerin halka örnek olması gerekir. Ülkemizde maalesef bu yönde bir gayret yok. Tüm eleştirilere karşın, ihtiyaç da olmadığı hâlde uçak alınıyor ve saray yapılıyor! Özveri de halktan bekleniyor!

Krizden çıkılması için tasarruf yapılmalı, yapılan tasarruflar üretime yönlendirilmeli ve ihracat artırılmalıdır. Bunun için enerji tasarrufu ve düşük stok gibi klasik yöntemler yanında; sıfır veya eksik yahut esnek mesai, evden çalışma, üretimi gece saatlerine çekme gibi daha yeni tasarruf yöntemlerine başvurulmalı; kağıt tüketiminin azaltılmasını teminen dijitalleşme ve elektronik haberleşmeye geçilmelidir. Bunlara da önce kamuda başlanmalıdır. Ekonomi ve büyüme politikalarındaki yanlışlıklardan vazgeçilmeli, önlemlerin alınmasında gecikilmemeli, harcamalarımızı ihtiyaçlarımıza göre yapmalıyız. Yapmazsak ne olur: onun da cevabını da iş adamı Warren Buffet, “Eğer ihtiyacınız olmayan şeyler satın alırsanız, çok geçmeden ihtiyacınız olan şeyleri satmak zorunda kalırsınız.” diye veriyor.

Sözün özü; krizden çıkmanın yolu az tüketim ve az ithalat yanında; tasarruf, tasarruf ve yine tasarruf yapmak, bunları üretime yönlendirmek ve ihracatı artırmaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.